10 Ekim 2009 Cumartesi

"Atatürk'ün Mal Varlığı" Yazısına Cevap

Atatürk'e, Türk Devrimi'ne, bu devrimin kazanımlarına ve savunucularına yönelik saldırıların artık doruk noktasına ulaştığı bir dönemde, hüzünlü bir 'merhaba' ile yazılarıma başlıyorum.

Güya niyetimiz apır sapır konuşanlara bu sayfadan yanıt vermek, ama özellikle son yıllarda AKP hükümetinin sunduğu nimetler ve verdiği cesaretle sayıları ve etkinlikleri git gide artan bu devşirmelerin hangi birine laf yetiştireceğimizi biz de şaşırdık. Ne diyelim... Bir başlayalım da hele, gerisi Allah kerim!

Son zamanlarda internet ortamında "Atatürk'ün Mal Varlığı" başlığı altında bir listenin dolaştığını duymuşsunuzdur. Listenin internetteki çıkış noktası http://hasanrua.wordpress.com/ adresinde yer alan bir kişisel blog sayfası... Sayfa sahibinin yazısına ilham veren kaynak ise İsmail Cem İpekçi'nin Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi isimli kitabı... Ben de kitabın Mart 1989 tarihli 10. baskısını elde ettim ve söz konusu listeyi inceledim. Yazılanların fazlası yok, hatta eksiği var. Kitabın 281. ve 285. sayfaları arasında yer alan liste aynen şöyle:

Toplam olarak 154.720 dönümü bulan örnek çiftlikler: Ankara'da Orman, Yağmurbaba, Balgat, Macun, Güvercinlik, Takar, Etimesgut, Çakırlar çiftliklerinden meydana gelen Orman Çiftliği; Yalova'da Millet ve Baltacı çiftlikleri, Silifke'de Tekir ve Şövalye çiftlikleri, Dörtyol'da portakal bahçesi ve Karabasmak çiftliği, Tarsus'ta Puloğlu çiftliği
1.BUNLARDA MEVCUT ARAZİ:
a) 582 dönüm çeşitli meyve bahçeleri

b) 700 dönüm fidanlık, buralarda meyveli meyvesiz muhtelif yaşlarda ve çeşitlerde 650.000 fidan vardır

c) 400 dönüm Amerikan asma fidanlığı. Burada 560.000 kök bağ çubuğu vardır.

d) 220 dönüm bağ. Burada 88.000 adet bağ çubuğu vardır.

e) 370 dönüm çeşitli sebze yetiştirmeye elverişli bahçe.

f) 220 dönüm 6.600 ağaçlı zeytinlik

g) 27 dönüm 1.654 ağaçlı portakallık.

h) 15 dönüm kuşkonmazlık.

i) 100 dönüm park ve bahçe.

k) 2.650 dönüm çayır ve yoncalık.

l) 1.450 dönüm yeni tesis edilmiş orman.

m) 148.000 dönüm ziraata elverişli arazi ve meralar.

Yekun: 154.720 dönüm arazi.

2.BİNA VE TESİSAT:

a) 45 adet büyük ve küçük idare binası ve ikametgah, bütün mefruşat ve demirbaşlarıyla beraber.

b) 7 adet 15.000 baş koyunluk ağıl.

c) 6 adet Aydos ve Toros yaylalarında tesis edilen mandıralar.

d) 8 adet at ve sığırlara mahsus ahır.

e) 7 adet umumi ambar.

f) 4 adet hangar ve sundurma.

g) 4 adet lokanta, gazino ve eğlence yerleri, lunapark.

h) 2 adet çeşitli imalat yapan fırın.

i) 2 adet çiçek ve tezyinat (süsleme) nebatı yetiştirmeye mahsus yer.

Yekun: 51 bina.

3.FABRİKA VE İMALATHANELER:

a) Bira Fabrikası: Senede 7.000 hektolitre çeşitli bira yapacak kabiliyette, bütün müştemilatıyla ve bütün işletme levazımı ve mütedavil kıymetlerle beraber.
b) Malt Fabrikası: Senede 7.000 hektolitre biraya kafi gelebilecek miktarda malt imaline kabiliyetli, bütün müştemilatı ve işletme levazımı ile beraber.
c) Buz Fabrikası: Günde 4 ton buz yapma kabiliyetinde, bütün müştemilat ve işletme levazımı ile beraber.
d) Soda ve Gazoz Fabrikası: Günde 3.000 şişe soda ve gazoz yapma kabiliyetinde, bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetleriyle beraber.
e) Deri Fabrikası: Senede 14.000 çeşitli deri imaline elverişli bütün müştemilat ve mütedavil kıymetleriyle beraber.

f) Ziraat Aletleri ve Demir Fabrikası

g) 2 Adet Modern Süt Fabriksı: Biri Ankara'da, diğeri Yalova'da günde ayrı ayrı 15.000 litre pastörize süt ve 1.000 kilo tereyağı işlemek kabiliyetindedir. Bunlar da bütün müştemilat ve işletme levazımı ve mütedavil kıymetleriyle beraber.

h) 2 Adet Yoğurt İmalathanesi: Biri Ankara'da, diğeri Yalova'da bulunmaktadır.

i) Şarap İmalathanesi: Yılda 80.000 litre şarap imaline elverişli bütün müştemilat ve mütedavil kıymetleriyle beraber.

k) İki Taşlı Elektrikle İşler Bir Değirmen: Bütün müştemilatı ve mütedavil kıymetleriyle beraber.

l) İstanbul'da bir çelik fabrikasının %40 hissesi.

m) Biri Orman Çiftliği'nin, biri Tekir Çiftliği'nin olmak üzere her biri 15'er bin teneke beyaz peynir, 600 teneke tuzlu yağ yapmaya elverişli iki imalathane. Bütün işletme levazımatı ile beraber.
4.UMUMİ TESİSAT:
a) Biri Ankara'da, diğeri Yalova'da kurulu iki tavuk çiftliği.

b) Yalova'daki çiftliklerde iki hususi iskele ve liman tesisatı.

c) Üçü Ankara'da ve ikisi İstanbul'da beş satış mağazasının bütün tesisat ve demirbaşları.

d) Orman Çiftliği'nde hususi sulama tesisatı, kanalizasyon, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler, hususi yollar, içme su tevziatı şebekesi. Yalova Çiftlikleri'nde hususi su tesisatı, telefon tesisatı, elektrik tesisatı, küçük beton köprüler ve yollar. Silifke Tekir Çiftliği'nde hususi sulama tesisatı, beton köprüler.

e) Orman Çiftliği'nde kurulu çiftlik müzesi ve ufak mikyasta hayvanat bahçesi tesisatı, bunların işletme levazımı ve demirbaşları.
5.CANLI UMUMİ DEMİRBAŞ:
a) 13.000 baş koyun. Kıvırcık, Merinos, Karagül, Karaman ırklarıyla bunların melezleri.

b) 443 baş sığır. Simental, Hollanda, Kırım, Jersey, Görensey, Halep yerli ırklarıyla bunların melezleri; yeni üretilen Orman ve Tekir cinsleri.

c) 69 baş İngiliz, Arap, Macar, yerli ve bunların melezleri, koşum ve binek atları. 58 çoban merkebi.

d) 2.450 baş tavuk Legorn, Rodayland ve yerli ırklar.
6.UMUMİ CANSIZ DEMİRBAŞ:

a) 16 adet traktör, 13 adet harman ve biçer döver makinesi ve bilcümle ziraat işlerini görmekte bulunan ziraat alet ve edevatın tamamı.

b) Yalova Çiftliği'nde 35 tonluk bir adet deniz motoru.

c) Çiftliklerin nakliye işlerinde çalıştırılan 5 adet kamyon ve kamyonet.

d) Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan 2 adet binek otomobili.

e) Çiftliklerin umumi servislerinde çalıştırılan binek ve yük arabası(1).

Tabii konu, Atatürk'e sataşmak olunca, bazıları haliyle mal bulmuş Mağribi gibi bu listenin üzerine atlamış, üzerine alaycı imalarla bezenmiş yazılar karalamayı da ihmal etmemişler. Mesela, Ekşi Sözlük'te yine Atatürk'ün Mal Varlığı başlığı altında bu listeyi ilk yazan kişi, "Atatürk saltanatı sürdürüp kendini padişah ilan etmedi. Zerre malı olmadan bir cumhurbaşkanı maaşıyla geçindi." lafları doğru mu, diye merak edermiş bi zamanlar. Bir başka yorumcu da, halkın yoksulluk içinde yaşadığı dönemde bu malvarlığını pek 'manidar' bulmuş.

Listeyi gündeme ilk getiren kişi olan http://hasanrua.wordpress.com/ sitesi yazarının da yaklaşımı alaycılıkla yüklü...

Atatürk aynı zamanda döneminin en büyük zenginlerinden biridir! Peki, bu nasıl olabilmiştir? Acaba Allah "Yürü ya kulum!" mu demiştir dersiniz? İlginçtir, çok baktım ama Atatürk’ün bu ani mal artışıyla ilgili hiçbir şey bulamadım.

(...)

Peki maaşı ne kadardı? 40 lira! Yani o dönemin kuruyla düşünürsek 28 dolar. Sonralarda ise bu meblağ 150 liraya kadar çıkartılıyor. Atatürk vefat ettiğinde İş Bankası’nda açtırdığı hesabında 19 bin 566 lira birikiyor.

Atatürk’ün CHP’ye bıraktığı nakit miras tam 1 milyon 664 bin liraydı.

(...)

Bu mal varlığının kaynağı konusunda ise bir şey söylemek yanlış olur. Belki gerçekten de "alın teriyle" kazanılmıştır; ya da değil. Elde belge yokken konuşmak doğru değil.

İddia açık: Mustafa Kemal Atatürk büyük bir servet sahibiydi. Bu servetin kaynağı cumhurbaşkanlığından gelen devlet maaşı olamazdı. Birisinden falan bir miras da kalmış olamazdı, zira kalsaydı o engin araştırmalarıyla bizim Hasan Rua bunu hemen tespit ederdi. O halde, geriye tek bir olasılık kalıyordu. Erzurum ve Sivas kongrelerinde üzerine giyecek ikinci bir elbisesi bile olmayan Mustafa Kemal Atatürk beyt'ül malı talan etmiş, rüşvet almış, yolsuz işlere bulaşmış, zaten fakir olan ülkede bir de yetim hakkı yemişti.

Acaba gerçekten öyle miydi?

Yine İsmail Cem İpekçi'nin Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi isimli kitabına dönüyoruz. Kitabın 285. sayfasında, Atatürk'ün mal varlığı listesinin hemen arkasından gelen satırlar:

Atatürk'ün mal varlığının iki kaynağı vardır. Biri, Hindistan'dan Milli Mücadele'ye yardım için Atatürk'ün şahsına gönderilen paradır. "Hindistan'dan gelen paranın 500-600.000 lira civarında bulunduğu sanılıyor. Atatürk, bu paranın 500.000 lirasını Büyük Taarruz'dan önce, maliyenin karşılayamadığı bazı özel giderler için Garp Cephesi Kumandanlığı emrine vermişti. Zaferden sonra, bu 500.000 liranın 380.000 küsür lirası, bir Bakanlar Kurulu kararıyla kendisine geri verildi. Bu paranın 250.000 lirası, Atatürk'çe Türkiye İş Bankası'na sermaye olarak verilmiştir. Yine bu paranın bir kesimiyle çiftlikler satın alındı. (...) İkinci kaynak, Eski Mısır Hidvi Abbas Hilmi Paşa'nın Türk uyrukluğuna girmesi münasebetiyle, Cumhuriyet Halk Partisi'ne bağışladığı 900.000 lira civarındaki paradır(2).

Anlaşılan, bizim Hasan Rua, Atatürk'ün mal varlığındaki artışa çok değil, biraz şaşı bakmış ki, satır satır özenle yazdığı listenin hemen bir sayfa sonrasında, Atatürk'ün mal varlığı kaynağını açıklayan bölümü atlayıvermiş! Eğer derseniz ki "Gözleri şaşı değil, Atatürk ve Türk düşmanlığı kendisini kör etmiş", o da bir ihtimal tabi. Neyse, biz devam edelim:

Atatürk, sözü edilen teşebbüslerin yanı sıra, İş Bankası'nın kuruluşuna sermaye koyarak katılmış, çeşitli şirketleri teşvik etmiştir. Atatürk'ün Vasiyeti eserinde, M.Leventoğlu, hisse senetlerinin bulunduğu İş Bankası hesabının Atatürk'ün adına açılmış olmakla beraber onun kişiliğiyle ilgisi bulunmadığını, Atatürk'ün bu hesaptan kişisel hiç bir harcama yapmadığını belirtmektedir(3).

Yani Atatürk, Türk milletini sömürerek(!) Hasan Rua'nın kaynağını açıklayamadığı derecede büyük paralar topladığı(!) banka hesabıyla da pek alakadar değilmiş, iyi mi!

Toparlarsak, Atatürk'ün mal varlığı, biri doğrudan şahsına, diğeri ise lideri olduğu partiye teslim edilen iki büyük mebladan kaynaklanıyordu.

Peki banka hesabıyla az bile olsa ilgilenmediğini yukarıda gördüğümüz, maddi birtakım hırslardan uzak Atatürk, ne olmuştur da bu kadar büyük yatırımlara girişmiştir? İnanmayacaksınız; ama cevabı yine aynı eserde ve bu kez Atatürk'ün mal varlığı listesinden hemen önceki satırlarda verilmiş! "Hasan Rua iyi ki çok bakmış" diyesi geliyor insanın. Kitaba dönelim:

Abdi İpekçi'nin "Atatürk'ün siyasi ve iktisadi doktrinler karşısında aldığı bir vaziyet, açık ve kesin bir görüş var mıydı?" sorusunu, Mustafa Kemal'i en yakından tanıyan kişi olmak sıfatıyla İsmet İnönü şöyle cevaplamaktadır: "Görüşlerinde meçhul bir yer yok. Cumhuriyet Halk Partisi'nin prensipleri, Atatürk'ün düşüncesini gösteriyor. Başından beri özel teşebbüsü esas tutmuş ve ölünceye kadar bu prensibi tatbik etmiştir."

Mustafa Kemal, kendi özel yaşamında da ekonomik görüşünü tanıtmaya çalışmış, Doğan Avcıoğlu'nun deyimiyle "örnek müteşebbis" olmuştur
(4).


Elbette tüm bunlardan daha önemlisi, Mustafa Kemal Atatürk, 1936 yılında tüm örnek çiftliklerini hazineye bağışlamış, mal varlığından geriye kalanları da 11 Mayıs 1938 tarihinde bizzat imzaladığı bir belgeyle, halkın yararına çalışmalarda kullanılmak üzere, Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu gibi o dönemde özerk yapıya sahip kurumlara bırakmıştır.

Bu arada, Ekşi Sözlük'te Atatürk'ün mal varlığını ağızlarına sakız yapanların, 'bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak' başlığı altına da yorumlarını bekliyorum. Hasan Rua kardeşime de bol bol havuç yemesini tavsiye ediyorum. Gözleri kuvvetlensin ki, Atatürk'ün ısrarla sosyalist olduğunu söyleyen birilerinin de kim olduğunu da bi zahmet araştırıversin, öyle birileri gerçekten var mı, yok mu öğrensin.

Bitirirken, sayesinde memleketimizde baya bi malın var olduğunu bir kez daha gördüğümüz büyük kurtarıcının aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyorum.



(1) Kitapta 209 numaralı dipnot yeri... Mazhar Leventoğlu, Atatürk'ün Vasiyeti; zikreden Fethi Naci Atatürk'ün Temel Görüşleri, s.72.

(2) Kitapta 210 numaralı dipnot yeri... Mazhar Leventoğlu, Atatürk'ün Vasiyeti; zikreden Fethi Naci Atatürk'ün Temel Görüşleri, s.78.

(3) Kitapta 211 numaralı dipnot yeri... Mazhar Leventoğlu, Atatürk'ün Vasiyeti; zikreden Doğan Avcıoğlu Türkiye'nin Düzeni.

(4) İsmail Cem İpekçi, Türkiye'de Geri Kalmışlığın Tarihi, s.280-281.